Gece Evi Rpg

Site içindeki forumları görebilmek için, üye olmanız gerekmektedir.GECE EVİ'NE HOŞGELDİNİZ.

 
AnasayfaKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Profesör Seçimleri

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Neferet cés Nile
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 64
Kayıt tarihi : 30/07/09
Yaş : 25
Nerden : Selene'in yıldızlı göklerinden..

MesajKonu: Profesör Seçimleri   Perş. Tem. 30, 2009 9:59 pm

Ne profesörü olmak istiyorsunuz?
(*Astronomi,*Yabancı Dil,*Şiir,*Vampir Sosyolojisi,*Dövüş Sanatları,*Edebiyat,*Drama/Müziğe Giriş.)

Kod:
Karakter Adı:
Karakter Özellikleri:
Örnek Rp:
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://geceevi.vampire-legend.com
Montea Sandro Deangelo
Drama/Müziğe Giriş Öğretmeni


Mesaj Sayısı : 6
Kayıt tarihi : 01/08/09

MesajKonu: Geri: Profesör Seçimleri   C.tesi Ağus. 08, 2009 6:52 am

*Drama/Müziğe Giriş Smile

Karakter Adı:
Montea Sandro Deangelo
Karakter Özellikleri: Bu sonsuz yaşam fikrinden önce nasıl desem... Fazlasıyla 'duygu yüklü' olduğumu söyleyebilirim. Tutkuluydum... Hem de haddinden fazla. Neredeyse saplantı derecesinde... Kendime göre bir espri anlayışım ve mükemmel olduğunu iddia edebileceğim bir sesim var. Şarkı söylemeyi seviyorum ve bu konuda başarılıyım. Eh... Bunlar iyi yönlerimdi, tabi ki ben de sütten çıkmış ak kaşık değilim. İnatçı ve saplantılı olduğumu söylerler. Kesinlikle karşıyım! Tamam belki biraz hırslıyım ama asla inatçı değil! Saplantıyla uzaktan yakından alakam yok üstelik. Olsa olsa fazla benimsemek olur benimki. İnsanlar da çok abartıyor canım! Arada bir öfkelendiğimi kabul etmeliyim ama öfkem geldiği kadar çabuk gider sizi temin ederim...

Örnek Rp:

" Baba, oğul ve kutsal ruh adına... Konuşmalıyız peder..."

Soluk soluğaydı, kolay değil neredeyse bir uçtan bir uca koşmuştu Brooklyn' i. Dün geceki günahlarından arınmak zorundaydı, yoksa içini kemiren o korkunç pişmanlık duygusundan arınamayacaktı...

"Peder, lütfen... Daha fazla bekleyemem, Tanrı' nın affına ihtiyacım var, Onun 'Sen benim çocuğum değilsin' diye fısıldadığını duyuyorum, lütfen Peder..."

Yaşlı adamı beyazlı sarılı cübbesinin yeninden yakalamış, yaşlı gözlerle bakıyordu adamın huzurlu ve tuhaf bir biçimde sakin olan iifadesine. Karşısında kendi durumunda bir adam dursaydı eğer asla böyle sakin ve sabırlı davranamazdı, emindi bundan ama nasıl bir tepki vereceğinden emin değildi. Belki de aynen böyle şefkatle bakabilirdi yüzüne kimbilir....

Yaşlı peder aynı beklediği gibi, ifadesi kadar sakin bir tonlamayla konuşmuştu:

" Gel buraya sevgili çocuğum, Tanrı affedicidir, O, kullarını sever..."

İster istemez yaşlı bedene bıraktı kendisini ve o tuhaf, siyah perdeli odaya girdiler. Bir paravan yaşlı adamı görmesini engellemişti bir anda, böylesi daha ruhaniydi belki de. Sanki Tanrı' yla konuşuyormuşssun gibi...

" Peder... "

Sesi titrek ve güvensizdi, sarılıp bağıra bağıra ağlayacağı birilerine ihtiyacı vardı, belki beş yaşında olsa ağlardı da, ama... Ama şimdi yavaş yavaş otuzuna yaklaşan bir adam olmuştu ve bu yaştaki bir adamın ağlaması toplumda pek hoş karşılanmıyordu...

" Peder ben... Ben çok büyük bir günah işledim... Onun canını yaktım, hem de çok fazla... Çok kan aktı, peder ben.... Ne yapacağım? Ya öldüyse ? "

Titreyen ellerini kaldırdı ve avuçlarındaki kuruyup katılaşmış kana baktı. Dün gece o hayat kadınını kullanmak istemişti, bencil ruhunu doyurabilmek için fakat bu defa fazla ileriye gitmişti... Normalde asla izin vermezdi böyle
birşeye fakat.... Dün gece ruhundaki, bedenindeki, kalbindeki tüm insani duyguları yitirmişti sanki... Kadının yarım yamalak
ingilizcesiyle yalvarması daha da tetklemişti vahşiliğini ve hızıını alamamıştı
bu defa... Belki de ölmüştü. Kim bilebilirdi ki? Kanı görünce
korkunçbir kabustan uyanmış gibi bakmıştı avuçlarına. O farkındlık
anında hissettiklerini asla unutmayacaktı. Korkunç bir pişmanlık ve
yüreğindeki sıkışma... O korkunç hastane odalarında bile hisetmemişti
bunu ve asla sığınmadığı, pazar ayinlerine bile hiç katımadığı kiliseye
atmıştı kendisini. Tanrı' ya küskündü, onu sürekli cezlandırdığı için...


Üzerine bulaşmış kan lekelerine baktı korkuyla, ya onu öldürdüyse? O kadını pazarlayan adama fazlasıyla para bırakıp kelimenin tam anlamıyla 'kaçmıştı' oradan. O meblanın adamı susturcağını biliyordu fakat vicdanını kim susturcaktı? Ruhunun sonsuz ızdırabında aklını yitirmek üzereyken pederin sesini duydu, evet arada paravan varken fazlasıyla mistikti...

" Sen Tanrı' nın çocuğusun, Tanrı affedicidir, O bağışlamayı sever yeter ki yürekten iste... "

"
Teşekkür ederim peder. Fakat bu defa farklı. Tanrı beni hiç sevmedi ve
bu defa onu gerçekten öfkelendirdim. Ben niye bunları yaşıyorum peder?
Niye? "


Devam etmeyi
çok isterdi fakat boğazına düğümlenmişti sözcükler. Tanrı' yla tek
başına konuşacaktı, aracısız.... Peder konuşmaya hazırlanırken onu
ardında bırakıp küçükodadan çıktı ve kilise banklarına oturdu. Tam karşısında İsa' nın çarmıha gerilmesini resmeden bir tablo aslıydı. Elleri çivilerle delinmişti yakışıklı adamın ve ayakları da. Ama kan yoktu, sanki onun kanı Maria Magdelana' nın gözyaşı olmuştu, tabloda öyle resmedilmişti en azından. Belki de Meryem Ana' ydı resimdeki, emin değildi... Yine dün geceki görüntüler gelmişti gözünün önüne, peki o kadının kanı kimin gözyaşı olacaktı? Bu ızdırabın azabına dayanamazdı, hemen kaçırdı bakışlarını...

Kilisenin yüksek, renkli camlarının renkli yansımaları titreşiyordu karanlık tuğla duvarda, Tanrı' nın eli? Duvar Christian' ın ruhuna öyle çok benziyordu ki... Sessiz, karanlık...

Rahibin ağır adımlarla odadan çıkıp biten mummları yenilemeye geldğini gördü. Hemen eğmişti başını, o günahsız ruha bakmaya hakkı yoktu, acımasız bir günahkardı o! Asla affedilmeyecek bir günahkar... Üzerindeki kan lekelerine takıldı gözü. Kadın kanadığını anlayınca dokunmuş, ardından
korkuyla gerileyen Christian' ın tişörtünü tutup bulaştırmıştı
kanını... Bu gömleği yakmalıydı...

" Tanrım, gerçekten çok üzgünüm... Gerçekten... Bağışla beni, İsa, Davud, Muhammed, Musa... Hepsinin ruhları adına yalvarıyorum bağışla beni... "

Beceriksizce edilmiş içten duasını iletirken dudakları titriyordu, şu bankın üzerine kapanıp ağlayabilmeyi ne kadar çok isterdi....
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Neferet cés Nile
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 64
Kayıt tarihi : 30/07/09
Yaş : 25
Nerden : Selene'in yıldızlı göklerinden..

MesajKonu: Geri: Profesör Seçimleri   C.tesi Ağus. 08, 2009 7:21 pm

Kabul edildiniz!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://geceevi.vampire-legend.com
Angelina Marissa Kasity
Astronomi Öğretmeni


Mesaj Sayısı : 3
Kayıt tarihi : 23/08/09

MesajKonu: Geri: Profesör Seçimleri   Paz Ağus. 23, 2009 4:52 am

Karakter Adı: Angelina Marissa Kasity
Karakter Özellikleri: Görebildiğiniz ya da hayal edebildiğiniz en mükemmel şeyi hayal edin. İşte Bella hep o olabilmek çin çabalar. Kendiyle övünmekden ya da kendisiyle ilgili herhangi kıskandırma işleminden hiç hoşlanmaz. Onun düşüncesine göre herkes kendi yeteneklerini kendine saklamalı eğer mükemmelseniz ve mükemmel olmak istiyorsanız kimseye hava atmak için değil kendinizi iyi hissede bilmek için mükemmel olmalısınız. Bella da bunun için uğraşır. Bella kişilerin farklarına, özelliklerine veya dışlanılacak herhangi özelliklerine aldırış etmez. Onun gözünde herkes birbiriyle eşittir. Kötülüğün ne anlam ifade ettiğini veya kişiye nasıl zevk verebildiğini hiç anlamamıştır ve anlamayacaktırda zaten. İçinde sadist düşünceli insanlara karşı hep bir nefret beslemiştir ama bir gün o insanlarında düzelebileceğine inanmaktadır. Eğer kötü düşünceli insanların yardıma ihtiyacı olsa Bella onları görmezden gelemez. Her zaman yardım etmek için elinden geleni yapar.

Örnek Rp:
Spoiler:
 

Astronomi*
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Marianne M. Larkhill
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 99
Kayıt tarihi : 30/07/09

MesajKonu: Geri: Profesör Seçimleri   Ptsi Ağus. 24, 2009 7:04 pm

Kabul Edildi =)

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Anya Mille
Yeni Üye *Rütbe al hadi*
avatar

Mesaj Sayısı : 34
Kayıt tarihi : 25/08/09
Nerden : Oklahoma xD

MesajKonu: Geri: Profesör Seçimleri   Salı Ağus. 25, 2009 5:46 pm

*Vampir Sosyolojisi*

Karakter Adı: Stevie Rae Johnson

Karakter Özellikleri:
Duygusal yapılı,
espritüel
ve sevimlidir.
Kısa buklelere,
sarı saçlara,
maviş gözlere sahiptir.

Örnek Rp:

Spoiler:
 

Kısa Ve Öz Very Happy
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elizabeth Snowflake
Yeni Üye *Rütbe al hadi*
avatar

Mesaj Sayısı : 38
Kayıt tarihi : 25/08/09

MesajKonu: Geri: Profesör Seçimleri   Salı Ağus. 25, 2009 8:39 pm

kehanet
karakter adı:katherine snowflake
karakter özellikleri:katherine ailesi tarafından terkedilmiştir tanrıça onun kötü anılarını silip ona geleceğini bilmesi ve kırılmaması için bir yetenek bahşeder
örnek rp:herkesin görebileceğinin ötesini görmek her ne kadar geçmişini bilemesede geleceğin o gizemli kapılarını kırmak ve o büyülü kapıları sonuna kadar açmak katherine'nin işi geleceği bilmek geleceği görmeyi öğretmek çok önemli
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Neferet cés Nile
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 64
Kayıt tarihi : 30/07/09
Yaş : 25
Nerden : Selene'in yıldızlı göklerinden..

MesajKonu: Geri: Profesör Seçimleri   Çarş. Ağus. 26, 2009 7:13 pm

Stevie Rae, özel karakter ismi kullanılamadığından dolayı isminizi değiştirmenizi rica ediyoruz. Aynı şey sizin için de geçerli crazy_angel. Bir insan ismi aldığınızda tekrar başvuru yapınız.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://geceevi.vampire-legend.com
Marianne M. Larkhill
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 99
Kayıt tarihi : 30/07/09

MesajKonu: Geri: Profesör Seçimleri   Perş. Ağus. 27, 2009 3:17 am

Bu arada crazy_angel;örnek rp yazmalısın başvuru yaparken. =)

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Tiffanié Aislin Garden
Şiir Öğretmeni
avatar

Mesaj Sayısı : 6
Kayıt tarihi : 26/08/09

MesajKonu: Geri: Profesör Seçimleri   Perş. Ağus. 27, 2009 4:23 pm

Şiir Dersi'ni istiyorum =)

Karakter Adı: Tiffanié Aislin Garden ( Ancak Gece Evi'nde adı: Tiffanié Evelyn Cole'dur. )

Karakter Özellikleri: Belki de tarihin en kibar vampiriydi Tiffanié. Karşısındaki insana daima saygılı olur, ondan küçük olsa bile. Kaba olduğu zamanlar çok nadirdir. İnsanlar ona karşı kaba ve bir pislik gibi davranmaya başlarlarsa Tiffanié'nin kibarlığından eser kalmaz. Sevgi dolu ve sıcakkanlı bir kişiliğe sahip olsa da, her zaman ilk adımı atan kişilerden değildir. Yani biraz da osla utangaçtır. İşte, bu kişilik yüzünden insanlar onu çözemez. Sevmediği bir insana her ne kadar kibar davransa da, ondan hoşlanmadığını belli edecek davranışlar gösterir. Açık sözlüdür yani. Bazen mükemmel derecede yalan söyler, neredeyse kendisi bile yalanın inanır ancak bazı zamanlar da da berabet yalan söyler, iki yaşındaki bir çozuk bile yalan söylediğini anlar. Eğer karşısındakine yalan söylemezse ceza alacaksa çok inandırıcı yalan söyler. Ancak, sevdiği kişiye açılırken çok saçmalar ve hiç de inandırıcı yalanlar söyleyemez.

Örnek Rp:

Başka bir sitede yaptığım Rp'dir. Kanıtlayabilirim =)

“ Ah, hadi ama. Bu kadar neşeli bir havası olan bir günde ödev vermek kanunen yasaklanmalı. “ diye somurtuyordum. Sarı saçlarımla bütün gün oynamaktan yorulmamıştım. Ancak sıra ‘ sersem ‘ tabirini kullandığım kelimeye gelince, sürekli yapmak zorunda olduğum bir iş arıyordum. Ancak yapacak hiçbir işim yoktu. Tipik asi genç kız olan odam derli topluydu, – ki odamın toplu olmasını ayda en fazla 1 kez görürdüm – okulla alışveriş arasında bir derdim yoktu. Üstüm tam anlamıyla muhteşem kıyafetlerimle donatılmıştı. Saçlarım çilek kokulu pembe – ki pembeden iğrenirim – şampuanımla yıkanmış, kurutulmuş, taranmış ve toplanmıştı. Sırf ödev yapmamak için saçlarımın şeklini milyon kez değiştirmiştim. Koyu tonların hakim olduğu odamda vakit kaybetmek istemiyordum. Oflayıp puflarken baykuşum – ki adı Thina’dır, ayaklarına sarılı, sarıya kaçan beyaz kağıt parçasıyla yanıma geldi. Selam T. Ne haber? Ayağına sarılı o tuhaf renk kağıtta nedir tatlım? “ diyerek ayaklarına bağlanmış kağıt parçasını ondan aldım. Meraklı bir tavırla kağıdın üstündeki kan kırmızısı kurdeleyi çözerken, suratımdaki aptal ifadeyi cidden merak ediyordum. En sonunda kurdeleyi açmayı başarıp, kısık ancak yakınımda olan birinin duyabileceği bir ses tonuyla okumaya başladım.

Sevgili Linetté,

Sana bu haberi vermek benim için öyle zor ki bebeğim. Seni ne kadar üzeceğinin farkındayım. Ancak bilmeye hakkın var tatlım. Trace – benim sevgilim olur – öldü. Fransa’da sahilde ölü bulunmuş. Gerçekten üzgünüm. Fransa’daki işlerim bitmek üzere. Yakında geleceğim, eğer konuşmak istersen bir baykuş postası yeter bir tanem. Sakın unutma.

[i]Seni Seviyorum, Annen Melissa.


Okumayı bitirdiğim an çığlık attım. İnsanın kulağını tırmalayacak, neredeyse bir tahtanın uzun tırnaklarla tırmalanması gibiydi. Acı verici. Thina yerinden hopladı. Korkmuştu. Gözümden bir damla yaş geldi. Hiçbir zaman tam olarak ağlamamıştım. Yani suratıma banyo yaptıracak kadar asla. Ancak şimdi bunu yapmak için o kadar iyi bir nedenim vardı ki.. Biricik sevgilim Trace, müdürden izin kopartmayı başarıp Fransa’ya gitmişti. Aklıma görüntüsü geldi. Hafif dalgalarıyla kestane kahvesi saçları nazikçe alnına dökülüyordu. Koyu mavi gözleri insanın içine işleyecek türdendi. Bembeyaz ve sert teni her zaman ılıktı. Hava yakıcı da olsa dondurucu da olsa. Kaslı kollarını belli edecek kıyafetler giymeye bayılırdı. Pantolon olarak favorisi kottu. Gözümden bir damla yaş daha süzüldü. Dışarıdaki neşeli hava benim için kasvetliye dönmüştü. Sanki bulutlar kararıyordu. Bir bulut gördüm. Kalp vardı İçindeyse pek belli olmayacak türden yazılan harfler: L ve T idi. Gözümden gelen yaşlar suratıma oradan çeneme oradan da yatağıma dökülüyordu. Artık tek damla göz yaşı değil de sürü halinde yaşlar geliyordu gözlerimden. Herkesin hayranı olduğu sütlü çikolata rengi gözlerimden. Küçük bir göl oluşabilirdi her an. Amerika’ya gidebilirdim. Ama buna kalbimin dayanacağından emin değildim. Bu kasvetli ruh hali içinde annemin dönmesini bekledim..


***

" Ah meleğim, biraz saçma bir soru ama iyi misin? " dedi annem, zümrüt yeşili gözlerii yalvaran bakışlara çevirerek. " Sence? Anne, şu durumda iyi olmam mümkün mü? O.. o gitti. Bir daha geri gelmemek üzere gitti. B-bir daha onu göremeyeceğim. " dedim, sesimdeki hıçkırağa engel olmayarak. Sütlü çikolata rengi gözlerimden akan göz yaşları yüzümü yıkıyordu. Annem yumuşak kollarını bana uzatıp sıkıca sarıldı. Sıcacık eliyle, göz yaşlarımı silmeye çalışsa da sürekli yenisi akıyordu. Muhteşem gözlerimi silmeye çalışırken: " Beni bir kez daha göremden ö..öl..- " diyordum ancak ' öldü ' kelimesini söylemek o kadar zordu ki benim için.. " Ah anne, ilk olarak babam, sonra o.. Ağlamam gereksiz olsa da beni rahatlatıyor. Sanki göz yaşlarım kendileriyle birlikte acımı da yanlarında götürmeye çalışıyorlar. Fransa'dan nefret ediyorum ! " dedim üzüntülü bir sesle. Ancak son cümlede sesimdeki hiddet çok hem de çok fazlaydı. Annemin kusursuz yeşil gözlerinde çok hafif bir sinir vardı. Sinirlenerek konuşmamı sevmiyordu. " Bebeğim, Trace'in ölümü hepimizi sarstı. Hem de çok derinden. Seni anlıyorum ama Fransa'nın bir suçu yok. " dedi yumuşaktan sinirlenmeye doğru yol alan bir sesle. Bu konuşması ondan nefret etmemi bile sağlayabilirdi. " Anlıyor musun? Anlayamazsın, tamam mı? O benim hayatta en değer verdiğim kişiydi. Senden bile daha fazla değer veriyordum ona. Onu seviyordum. Okuldan mezun olduktan sonra evlenecektik ancak o.. Ben odama gidiyorum ! " dedim ağlayarak ancak ses tonum çok hırçındı. Annem arkamdan bir şeyler mırıldandı ancak ben duymazdan geldim. O an umurumda değildi. İç açıcı odama girerken kapıyı kapattığımda çok ses çıkmasına özen gösterdim. Derin bir nefes alarak ağlamaya devam ettim.

***

Rüya gördüğüme emindim. Çünkü: Rüyamda Trace vardı. Biricik sevgilim orada sevimli bir şekilde duruyordu. Ona sarılmak için koşuyordum ancak ben koştukça o daha da ilerliyor bense geriye gidiyordum. " Trace ! Trace ! " diye bağırmayı da ihmal etmiyordum elbet. Trace, o muhteşem yüzünü bana çevirdiğinde afalladım ancak Trace'in arkasından yüzü görünmeyen, siyahlara bürünmüş bir adam gördüm. Gözlerimi sonuna kadar açıp " Trace, dikkat et ! " diye bağırdım ancak Trace, bana bakıyordu. Hıçkırmaya başladım. Bağırmaya devam ediyordum. Trace, kaçmadı, arkasına bakmadı. O siyahlara bürünümüş adam, hayatımı sonlandırmama yetecek iki kelime söyledi. Trace'in hayatını sonlandırarak.. " Avada Kedavra.. " dedi, çok çok kısık bir sesle. " Hayır! Trace, ölme! Gidemezsin, beni bırakma. " diye ne kadar bağırsam da o ölmüştü. Göz yaşlarım sel gibi akmaya başladı. O adam, arkasını dönüp gitmişti. Koşmaya çalıştım ancak hala yürüyemiyordum. Trace'in ölü bedeni benden yaklaşık olarak otuz beş metre uzaktaydı. " Trace.. " dedim kısık bir sesle.. Ve yatağımdan müthiş bir hızla kalktım. Yüzümü kontrol edince, gözlerimden boşalan göz yaşlarıyla ıslandığını hisettim. Ve kabusumun kaldığı yerden devam ettim. Ağlayarak..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Marianne M. Larkhill
Admin
avatar

Mesaj Sayısı : 99
Kayıt tarihi : 30/07/09

MesajKonu: Geri: Profesör Seçimleri   Salı Eyl. 01, 2009 3:50 am

Kabul ettim ^^

_________________

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Eliesha Miranda Soul
Yeni Üye *Rütbe al hadi*
avatar

Mesaj Sayısı : 3
Kayıt tarihi : 28/08/09
Nerden : Kaliforniya/Los Angeles

MesajKonu: Geri: Profesör Seçimleri   Paz Eyl. 13, 2009 1:31 am

*Vampir Sosyolojisi*

Karakter Adı:Eliesha Miranda Soul(Gece Evi değişim adı Alice)
Karakter Özellikleri: İçim dışım bir değildir asla. Dışarıdan güzel -yeri geldiğinde masum-, içeriden ise... Kelimelerle anlatılamayacak kadar değişik biriyim. İki yüzlüyüm,gizemliyim, naziğim, neşeli ve bir o kadar da soğuk biriyim.

Kimseden korkmam,ölümden bile…Kaçmaktansa o saniye ölmeyi yeğlerim.

Asla pes etmem asla!Meydan okunursa asla geri çekilmem!Karşımdaki kişi nasıl oynamak istiyorsa bende öyle oynarım.Ortama uyum sağlarım.
Duygularımı çok kolay saklarım.Yalan söylemek konusunda benden iyisi yoktur sanırım…Sanırım,hiç bana uygun bir kelime değil.Kesin konuşmayı
severim.Asla,kesinlikle,eminim,hiçbir zaman...Belkiler,olabilirler bana göre değil
Saygı. Nezaket. Kan.

Örnek Rp:~Başka bir siteden alıntıdır,kanıtlayabilirim.
Lisha rahat yatağına uzanmış gözlerini tavana dikmişti.Perdeler sıkıca kapatılmıştı.Lisha avlanmalıyım belki de diye düşündü.Evet,evet avlanmalıyım.Bir boz ayı iyi olabilir,ya da bir dağ aslanı....Bu sırada komidinin üzerindeki çalar saatin çalmasıyla hızla yaatktan kalktı ve perdeleri sonuna kadar açtı.Hava kararmıştı.Sonunda....
Lisha hızla bir kot şort ve bir gömlek giydi.Saçını dağınık bir topuz yaptı ve kendine ayna da şöyle bir baktı.Simsiyah gözleriyle beyaz teni bir tezat oluşturuyordu.Ürktü,olduğu şeyden ürktü...Şu anda insanlara zarar verebilirdi ve sonra büyük bir vicdan azabı kalbini yakar kabururdu.
Birden hızla silkelendi.Düşüncesi bile boğazının yanmasına ve kaslarının gerilmesine neden olmuştu.Ağır adımlarla dış kapıya doğru yürüdü.Tam kapıyı açıyordu ki zil çaldı.Lisha insan kokusu alabiliyordu ve ağzının sulanmasına engel olamıyordu.Kapıyı yumuşakça açtı ve ev sahibiyle burun buruna geldi.O an tek düşündüğü şey ev sahibinle aynı apartmanda oturmamalısın,oldu!Sakin ve yumuşak olduğuna inandığı bir sesle
''Ah!Bayan Steword,sizi görmek güzel!Nasılsınız?''
''Kiranızı dün ödemiş olmanız gerekiyordu.''
''Affedersiniz.Yatırdım sanmışım sanırım.Yaklaşık 1 saat sonra hesabınızda olur.''
Lisha kirayı yatıramamıştı.Daha doğrusu yatırmayı unutmuştu.Kapıyı kapattı ancak kitleme gereği duymadı.Ev sahibine döndü ve gülümsedi.
''İyi akşamlar!''diye mırıldandı Lisha ve ev sahibini arkada kapalı kapıya boş boş bakar şekilde bırakıp hızla merdivenlerden aşağı indi.
Hava güzeldi.Ilık bir esinti vardı ve karanlıktı.Gökyüzünde yıldızlar ve ay parlıyordu.Lisha gökyüzüne bakıp iç geçirdi.Küçükken her zaman herkesin bir yıldızı olduğuna inanırdı gökyüzünde...Şimdi ise o günleri gülümseyerek hatırlıyordu ve gözleri doluyordu ama hiçbir zaman gözyaşı dökmüyordu.İnsanken de öyleydi Lisha!Kısa insan hayatında yalnızca bir kere gözyaşı dökmüştü.Babasını kaybettiğinde...Onun bir daha geri gelmeyeceğine inandığında...Lisha birden gözlerini ayaklarına dikti.Hatırlamak istemiyordu.Zaten insan olduğu zamanlardaki anıları çok bulanıktı.Sessiz adımlarla yürümeye devam etti.Evi bilerek ormana yakın tutmuştu.Böylece kolayca avlanabiliyordu.Ama önce kira olayanı halletmeliydi.Ev sahibini bir daha ki ay kirayı ödemeyi unutana kadar görmek istediğini sanmıyordu.
Banka neredeyse boştu.2 çalışan ve 3 müşteriden başka kimse yoktu.Adamın biri ağlıyor ve bağırıyordu.Kredi borcundan bahsediyordu.Lisha direk olarak bankamatiğe yöneldi.Parayı havale ederken adamın iyice çileden çıktığını ve sövmeye başladığını fark etti.Bir an öyle sinirlendi ki gidip adamın kafasını bedeninden ayırmak istedi.Ellerini bankamatiğin kenarlarına sabitledi.Ekranda para havale edilmiştir yazısını görünce hissettiği rahatlama onu da şaşırttı.Kartını bir hışım çekip hızla oradan uzaklaştı.Bir an önce ormana ulaşıp avlanmalıydı.İnsanların hayatını tehlikeye atmanın anlamı yoktu.
Orman sessizdi ve bu haliyle epey ürkütücü görünüyordu ama Lisha'yı bu durum hiç etkilemedi çünkü o da bu ormanın ürkütücü olmasının nedenlerinden biriydi.Koşmaya başladı.Ilık meltem yüzünü okşuyordu ve istekle yanan boğazının biraz da olsa yatışmasına neden oluyordu.
Ormanın derinliklerine gelince durdu ve gördüğü ilk dağ aslanının üzerine atladı.
İşi bittiğinde üstü,başı tertemizdi ve gözleri parlak altın sarısıydı.Sakindi ve huzurluydu.Bir ağacın altına oturdu ve gövdesine yaslandı.Gözlerini gökyüzüne dikti.Lisha arkadan ayak sesleri duydu ancak umursamadı.Koku vampir kokusuydu.Ancak bu vampirin yanına oturduğunu görünce ona döndü.Yanında oturan en iyi arkadaşı aynı zamanda da ev arkadaşı olan Linda'dan başkası değildi.Lakapları ne kadar da benziyordu.Lisha bunu her zaman komik ve ilginç bulmuştu.Linda Lisha kadar uzun değildi ve kıpkırmızı küt saçları sevimli yüzünü çevreliyordu.Lisha ona gülümsedi.
''Seni görmek güzel.Dün geceden beri seni göremiyorum.Nerelerdeydin?''
''Geo'nun evindeydim.Suzie bir iki günlüğüne alaskaya mı ne gitmiş de bende fırsattan istifade Geo'yu gördüm.''Geo Linda'nın erkek kardeşiydi ve o da bir vampirdi ve kız arkadaşı Suzie ile yaşıyordu.Linda Suzie'den nefret ediyordu.Onda hoşlanmadığı bir şeyler olduğunu söyler durur ancak Lisha asıl nedenin yalnızca Geo'nun onlarla değil de Suzie'yle kalması olduğunu biliyordu.Linda
''Sen ne yaptın bugün ve dün hava güneşliydi ancak yarın kesinlikle bulutlu olacak.''Lisha
''İyi bende bütün sabah tek başıma evde tıkılıp kalmam.Uyumayı çok ama çok özlüyorum Linda!Uyurken canım sıkılmazdı,kendi hayal dünyamda kaybolurdum ama şimdi gözümü bile kırpmıyorum ve sonsuzluk bana çok uzun bir zaman gibi geliyor.''Linda
''Neyse kankacık bundan sonra seni asla yalnız bırakmayız.Sana pek yaramıyor çünkü felsefe yapmaya başlıyorsun.''
İkiside gülmeye başladı.Lisha yalnızca gülmek istiyordu.Sorunlarını sonra da düşünebilirdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Serap Kızılkuş
Yeni Üye *Rütbe al hadi*
avatar

Mesaj Sayısı : 7
Kayıt tarihi : 21/01/10
Yaş : 24
Nerden : Tulsa Geve Evinden

MesajKonu: Geri: Profesör Seçimleri   Perş. Ocak 21, 2010 11:41 pm

*Vampir Sosyolojisi

Karakter Adı:Serap Kızılkuş
Karakter Özellikleri:
**Sevecen
**Cana yakın
**Genellikle sabit görüşlü
**Kitap kurdu
**Duygusal...
Örnek Rp:

Gök mavisi elbiseyle ne kadarda güzel görünüyordu.Tıpkı prensesler gibi.Mavi gözleri , sarı saçları , gök mavisi elbisesiyle büyüleyiciydi.Makyajı hafif ve mavi ağırlıklıydı.Liss’in güzel tenine çok yakışmıştı.

Liss hazırdı ama Rose ancak uyanabilmişti.Hala Liss’in o kadar güzel görünebilmesine şaşıyordu.Daha önce arkadaşını hiç bu kadar güzel görmemişti.Belki de sürekli stres altında oldukları için kendilerine bakamıyorlardı.’’Muhteşemsin Liss Erik’in her zamanki gibi ağzının suları bir kez daha akacak.’’dedi.Liss gülümsedi.Gerçekten Erik’ten hoşlanıyor muydu?
Bilmiyordu.Aslında bu konu hakkında üzülmüyor değildi.Erik onu iki yıldır seviyordu.Hiç bir kıza dönüp bakmıyordu.Liss bu konuda ne yapmalıydı?

Rose lavaboya gitti.Yüzünü yıkadı.İstemedende olsa Dimitri gelmişti aklına.Acaba baloda o da olacakmıydı.Belki Rose’u dansa kaldırırdı.Ne de olsa çok yakınlardı.Her gün dersler bittikten sonra Dimitri’den gardiyanlık dersleri alıyordu.Bu onların yakınlaşmasını sağlamıştı.Rose Dimitri’yi spor kıyafetlerle görmeye bayılıyordu.Önce yüzünü yıkadı.Sonra dişlerini fırçaladı.Fazla uyumuş olmalıydı.Gözlerinin altlarında morluklar vardı.Rose ilk önce dün almış olduğu siyah elbiseyi giydi.Bu arada Liss’i Erik gelip götürmüştü.Saçlarını maşayla dalgalı hale getirdi.Daha sonrada gri tonlarında makyajını yaptı.Dimitri beni beğenecek mi? , diye düşünmeden edemiyordu.Gerçekten de güzel olmuştu.Bu baloya annesi de gelecekti.Annesi vampir aleminin en meşhur kadın gardiyanıydı.Tabiki böyle önemli bir davette o da olacaktı.Kapı çaldı.Rose Dimitri’nin geldiğini düşünerek sevinçle kapıya koştu.Kapıyı açtı.Annesiydi.Çok mutluydu annesinin boynuna atladı.’’Seni çok özledim anne.’’dedi.Rose çok duygusal bir kızdı.Fakat hiçbir zaman belli etmezdi.Bütün akademi onu kavgacı ve güçlü Rose olarak tanırdı.Bu yüzden annesine seni çok özlem derken bile sertti.Dimitri en çok bu yönünü seviyordu Rose’n .O da Rose gibiydi.Belkide Rose’u bu yüzden daha farklı buluyordu.Diğer kızlar gibi her şeye ağlamıyordu.Annesi de çok özlemişti küçük Rose’unu.(Küçük dediysem 17 yaşında annesine göre küçük yani.)
Annesi Rose’un bu kadar büyüyüp güzelleşiceğini tahmin etmemişti.Birlikte aşağıya iniyorlardı.Tam merdivenlerde Dimitri’yle karşılaştılar.Rose ‘’Anne bu Dimitri.Liss’in gardiyanı.’’dedi.Bir yandanda Dimitri’yi selamladı.Dimitri’’Sizin gibi bir gardiyanla tanışmak benim için onur.’’dedi. ''Memnun oldum Dimitri.''dedi annesi.Daha sonra balo salonuna girdiler.Annesi kraliyet üyelerinin bulunduğu masaya gitti.Rose ise Liss ve Erik’in bulunduğu masaya gitti.
İlk dans başlamıştı.Erik önce Liss’in önüne eğilerek duygusal bir konuşma yaptı sonra dansa kalktılar.Liss çok duygulanmaştı.Ve evet artık onlar çıkıyorlardı.

Rose’n hiç beklemediği bir şey oldu ve Dimitri gelip Rose’a ‘’Benimle dans eder misin leydim?’’dedi.Rose ağlamamak için gözleri kırpıştırdı.’’Büyük bir zevkle.’’dedi.Rose o kadar mutluyduki bunu Liss bile anlamıştı.Rose Liss’e Dimitri’den hoşlandığını söylememişti.Çünkü vampir akademisinde iki dampir birlikte olamazdı.Üstelik Dimitri Rose’dan altı yaş büyüktü.Ama artık çok geçti.Liss çoktan anlamıştı.Rose’n ayakları titriyordu.Ve daha çok titreyecekti.Çünkü Dimitri bir karar almıştı.Vampir Akademisi’nin kuralları artık umrunda değildi.Rose’u istiyordu , çok seviyordu. Rose’n kulağına eğilerek’’Seni çok seviyorum.’’dedi.Rose o kadar şaşkındı ki öylece kaldı.Sonra yanağından iki damla göz yaşı aktı.Dimitri Rose’u öyle görünce duygularının karşılıksız olmadığına çok sevindi.Rose’da Dimitri’nin kulağına eğilerek’’Bende , bende.’’dedi.Başka bir şey söyleyemiyordu.O anda sadece Dimitri’ye sarılmak , onu koklamak ve öpmek istiyordu.Dimitri ‘’Dışarı çıkıp konuşmalıyız.’’dedi.Rose’n elinden tuttu , dışarı çıktılar.Rose hala inanamıyordu.Bu bir rüyaysa beni sakın uyandırmayın diye düşündü.Dimitri konuşmaya başladı’’Biliyorum.Şaşkınsın , ama daha fazla acı çekmek istemedim.Vampir Akademisi bize sırt çevirebilir.Ama hiç biri umrumda değil.Ben sadece seninle mutlu olmak istiyorum.Tüm bu olumsuzluklara rağmen benimle bir hayat kurmaya var mısın?’’dedi.Rose yanlış duymuş olmalıydı.Böyle bir şey rüyasında bile olamazdı.Ağlamaya başladı.Dimitri Rose’a sarıldı.’’Seni asla bırakmayacağım.’’dedi.Rose’’Bende seni çok seviyorum.Her gece hayallerinle uyuyorum.Ama Vampir Akademisi’ne sırt çevirirsek Liss ne olcak? O benim en yakın arkadaşım onu yalnız bırakamam.’’dedi.Hala ağlama devam ediyordu.Dimitri onu ilk kez ağlarken görmüştü.Rose bile kendine inanamıyordu.Şimdiye kadar aşk yüzünden hiç ağlamamıştı.’'Merak etme aşkım.Biliyorsun ben Liss’in gardiyanıyım.Bir yolunu bulacağım.’’dedi Dimitri.Rose’u ağlarken görmek onu üzmüştü.Gözleri doldu.Kendini zor tutuyordu ağlamamak için.Rose Dimitri’ye baktı.Dimitri Rose’n yüzünü avuçlarına aldı.Göz yaşlarını sildi.’’Hiç ayrılmayacağız , buna izin vermem aşkım.’’dedi.Ve Rose’n dudağına yapıştı…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Profesör Seçimleri
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Gece Evi Rpg :: Öğrenci Dışı Seçimler-
Buraya geçin: